UFC 315: Valentina Shevchenko VS Manon Fiorot

Açık konuşmam gerekirse son 6-7 yıldır UFC’yi eskisi kadar büyük bir heyecanla takip etmiyorum. Bunun nedeni dövüşçüler değil, organizasyonun başındaki isim olan Dana White’ın uzun süredir izlediği yanlış stratejiler. Tabi ki daha çok izleyiciye ulaştığı bu stratejik adımlar maddi olarak organizasyonu başka bir yere taşıdı ama benim gibi bu spora biraz daha “gurme” bir yerden bakan pek çok takipçisini de kendisine küstürdü. UFC’yi 2008’den beri takip eden ve ergenliği bu ve bunun gibi organizasyonlar çevresinde şekillenmiş pek çok yaşıtımın da benimle aynı fikirde olduğuna inanıyorum. 

Kemerlerin değeri, sıralamanın mantığı, yetenekli isimlerin hak ettiği şansları elde edememesi gibi birçok meselenin üst üste birikmesiyle sporun özünün arka plana atılmaya başlandığı izlenimine sanırım sadece ben kapılmıyorum? “Bu organizasyon daha fazla gelir elde edebilir mi?” sorusu zamanla “bu organizasyon MMA’e ne katabilir?” sorusunun önüne geçti. Oysa ben UFC’yi ilk izlemeye başladığımda her kemer maçı, her kart bir karakter testi gibiydi. Bugün hala bu heyecanı yaşatan ender anlardan biri Shevchenko ve Fiorot gibi iki zıt kutbun çarpıştığı maçlar. İşte tam da bu yüzden UFC 315, tüm hayal kırıklıklarıma rağmen beni ekrana geri döndürüp “acaba spordan geriye hala bir şey kaldı mı?” diye sorduran nadir gecelerden biri olacak. Bu heyecanla, kendi alanımda çok fazla yazılı içerik üretmediğimin de farkında olarak bu analizi yazmaya koyuldum.

Geçmişin İzinde: Performanslar Ne Söylüyor?

Valentina Shevchenko’nun kariyeri, neredeyse UFC’nin kadın division’u kadar eski.

Bu analiz ve tahmin yazısını yazmak istediğimde, izlemediğim son bir kaç maçına da bakma şansı yakaladım ve kendisinde bazı değişiklikler gözlemledim. Gördüğüm kadarıyla tarzı artık eskisi kadar garantici ve sıkıcı değil ama kendisini geliştirme yolunda hala sağlam adımlarla ilerliyor ve söz konusu kadın dövüşçüler olduğunda zamana yayılan bu gelişime tanık olmak benim çok hoşuma gidiyor.

Kariyerinin yakın dönemine bakacak olursak Shevchenko’nun UFC 285’te, Alexa Grasso’ya karşı 4. roundda spinning back kick sonrası verdiği açık unvanını kaybetmesine sebep oluyor, Noche UFC’deki rövanşta neredeyse her roundu kafa kafaya bitirmesi ve maçın beraberlikle sonuçlanmasından sonra UFC 306’da kemerini geri alıyor ama ayakta değil: tam 8 takedown, toplamda 16 dakikalık yer kontrolüyle Grasso’ya karşı oldukça stratejik bir oyun planı geliştirmesiyle bu galibiyeti elde ediyor. Judo’da siyah kuşak sahibi olmasının ve zaman içinde iyi grapplerlarla çalışmasının takedownlarını geliştirmesinde ve bitirebilmesinde çok fazla katkısının olduğunu düşünüyorum.

Son bir kaç maçına baktığımda geçmişten bugüne inanılmaz stratejik değişimlere uğramış bir Shevchenko görüyorum. Yaş almanın ve edindiği tecrübeyle oyuna adapte olmanın yanında “Bullet” belki eskisi kadar hızlı değil ama nişanı hala oldukça keskin. Onu diğerlerinden ayıran şey sadece gelişim yeteneği değil, baskı altındayken adapte olabilme becerisi. Pek çok dövüşçü A planı işlemediğinde hem fiziksel hem de mental olarak dağılır, Shevchenko’nun ise sadece bir B planı yok; o maçın ortasında yeni bir A planı yaratabilme kapasitesine sahip. İşte onu kaybediyormuş gibi göründüğü roundlarda bile bu kadar tehlikeli yapan şey tam da bu.

Manon Fiorot ise bambaşka bir senaryodan çıkmış gibi.

Rose Namajunas karşısında, beş round boyunca mesafeyi hiç kaybetmeden alan kontrolüne hakim olması, ne yakın kırışmaya girmesi ne de Namajunas’ın takedownlarına kanmaması, Erin Blanchfield maçında yüksek baskıya rağmen paniğe kapılmaması, hepsinin yanında %91’lik bir takedown savunmasına sahip olması ve dakikada 6’dan fazla net darbe ile bu maçı adeta puan puan örmesi Fiorot’nun stratejik açıdan oldukça güçlü bir bakış açısına sahip olduğunun kanıtı. 2018’den bu yana mağlubiyet yüzü görmemesi, rakiplerine karşı pozitif isabet farkı’nın +2,5 gibi çılgın bir seviyede olması onu tartışmasız bir favori yapıyor.

Yani Fiorot her ne kadar 5 roundluk maç tecrübesine ve bu kadar uzun bir mücadeleye (Namajunas maçı hariç) hakim olmasa da eğer ayakta kalırsa ve Shevchenko’nun takedownlarına karşı mesafesini koruyup savunmasını yerinde yaparsa fiziksel üstünlüğünün desteğiyle kemer onun olacak gibi duruyor.

Shevchenko ve Fiorot’nun performans verilerinin sayısal değerlerle birlikte karşılaştırması

Zihin savaşında kim öne çıkacak?

Ama burada Fiorot’yu büyük bir sürpriz bekliyor olacak çünkü Shevchenko her maçında bir dövüşçü gibi değil bir mühendis gibi düşünerek hareket ediyor desek abartmış olmayız. İşin güzel tarafı, rakipler Shevchenko’nun tekniklerine çalışırken o çoktan stratejisini değiştirmiş oluyor. Bu da onu sadece iyi bir şampiyon değil kendini yeniden tasarlayan sürekli bir problem haline getiriyor. Onu yenmek isteyen bir dövüşçünün sadece fiziksel olarak üstün olması değil aynı anda ondan daha hızlı düşünüp strateji üretmesi gerekiyor ve bunu bugüne kadar başaran çok az kişi oldu. Fight IQ’su en yüksek dövüşçülerden birisi Shevchenko olabilir.

Benim için Valentina Shevchenko’nun UFC’ye adım attığı 2015 yılından bu yana gösterdiği gelişim yalnızca bir sporcunun fiziksel evrimi değil, aynı zamanda dövüş sanatına dair entelektüel bir derinleşmenin de örneğidir. İlk yıllarında güçlü bir Muay Thai temeliyle öne çıkan Shevchenko, özellikle bantamweight’te rakiplerinden fiziksel olarak daha küçük olmasına rağmen taktik zekası ve zamanlama becerisiyle fark yaratmayı başarmış bir sporcu. Shevchenko, Amanda Nunes gibi daha büyük rakiplere karşı verdiği zorlu mücadelelerde eksik olanın güç değil kategori olduğunu herkese kantladı. 

Shevchenko’nun gerçek potansiyeli ayaktaki kusursuz mesafe kontrolü, yerdeki muhteşem kontrol yeteneği ve her roundu ayrı bir stratejik plan gibi yöneten zihinsel soğukkanlılığında yatıyor. Kariyerinin ilerleyen dönemlerinde grappling becerilerini de sistematik şekilde geliştirerek sadece vur-kaç stiliyle değil, dominant takedown ve kontrol oyunuyla da rakiplerini yıldırmaya başladı. Valentina artık sadece bir dövüşçü değil, her maçı bir satranç tahtası gibi okuyan, teknik repertuvarını yıllar içinde adım adım zenginleştirmiş bir şampiyon olarak kafese çıkacak bu akşam.

Fiorot, son basın toplantısında Shevchenko için “o artık en iyisi değil, zamanı geçti” dedi. Cesur sözler. Ama Shevchenko’nun buna cevabı basit oldu: konuşan çok oldu, maç başlayınca çoğu susuyor.

UFC 315’te Ne Olabilir?

Shevchenko 5. roundda da nefesini kontrol edebilirken, Fiorot için asıl sınav 4. ve 5. roundlarda başlayacak.

+ Eğer Shevchenko erken bir takedown yaparsa ve yerdeki kontrolünü kullanabilirse, Fiorot’nun ritmini baştan bozar.

+ Kırılma anı 3. round olacaktır. Eğer Shevchenko o dakikaya kadar planını kuramazsa, Fiorot’nun özgüveni durdurması güç bir boyuta ulaşabilir.

Bu sadece bir kemer maçı değil iki sporcunun da kariyerine yön verecek önemli bir karşılaşma ama her şartta, iki taraf da bu maçtan değişmiş sporcular olarak ayrılacak çünkü UFC 315, bu iki kadın sporcunun sadece atletizmini değil sabrını, zekasını ve zihinsel derinliklerini de test edecek. 

Bu gece Fiorot’nun fiziksel üstünlüğü ile Shevchenko’nun zihinsel direnci çatışacak. Bu da maçı öngörülemez, keskin dönüşlere açık ve bizi son ana kadar diken üstünde tutacak bir heyecana dönüştürüyor. Bu karşılaşma sadece bir unvan savunması değil, bir taktik zeka sınavı olacak.